break up. - Türkisch Englisch Wörterbuch

break up.

Bedeutungen, die der Begriff "break up." mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 145 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
break up v. ilişkiyi kesmek
break up v. ayrılmak
General
break up n. dağılma
break-up n. dağılma
break-up n. parçalanma
break up with v. parçalanmak
break up v. bozuşmak
break up v. üzmek
break up v. dağıtmak
break up a home v. yuva bozmak
break up somebody's marriage v. yuvasını yıkmak
break up v. bitirmek
break up with v. ilişkiyi bitirmek
break up v. parçalanmak
break up v. eğlendirmek
break up v. ufalamak
break up v. bölünmek
break up v. tatile girmek (okul)
break up v. ayrılmak (sevdiğinden)
break something up v. sona erdirmek
break up v. ayırmak
break up the link with somebody v. ipleri koparmak
break something up v. parçalamak
break up the fight v. kavga ayırmak
break up v. parçalamak
break up the relationship with somebody v. ipleri koparmak
break up v. dağılmak
break up v. kavgayı ayırmak
break up v. kırmak
break up with v. bitirmek
break up with v. parçalamak
break something up v. noktalamak
break up v. çözülmek
break up the fight v. kavga edenleri ayırmak
break up the fight v. kavga (edenleri) ayırmak
break up v. sona ermek
break up v. bitmek
break something up v. ovalamak
break up v. ilişkiyi bitirmek
break up v. bozulmak (nişan)
break up v. tatile girmek
break up v. tatil olmak
break up a family v. yuva yıkmak
break up the meeting v. toplantıyı kesmek
break up with the lover v. sevgilisinden ayrılmak
break up with the lover v. sevgiliden ayrılmak
break up the demonstration v. göstericileri dağıtmak
break up the crowd v. kalabalığı dağıtmak
break up v. bitkin düşmek
break up v. parça parça olmak
break up v. dağılıp parçalanmak
break up v. çökmek
break up v. tükenmek
break up v. yol ayrımına gelmek
break up v. yolları ayrılmak
break up v. sonu gelmek
break up v. yok etmek
break up v. mahvetmek
be (still) friends after break up v. ayrıldıktan sonra arkadaş olarak kalmak
stay friends after a break up v. ayrıldıktan sonra arkadaş kalmak
stay friends after a break up v. ayrıldıktan sonra arkadaş olarak kalmak
be (still) friends after break up v. ayrıldıktan sonra arkadaş kalmak
break up v. sinir krizi geçirmek
break up v. sinirsel çöküntü yaşamak
break up with somebody v. (sevgiliden vb) ayrılmak
break up with somebody v. ilişkiyi noktalamak
the traffic jam to break up v. trafik açılmak
break up v. eşinden ayrılmak
break up a dog fight v. kavga eden köpekleri ayırmak
break up into small pieces v. tuzla buz olmak
break up into small pieces v. küçük parçalara ayırmak/ayrılmak
break up the fight v. kavgayı ayırmak
break up with someone v. birinden ayrılmak
Phrasals
break up v. parçalara ayırmak
break up v. sabanla sürmek
break up v. son vermek
break up v. (birini) kahkahalarla güldürmek
break up v. yarıda keserek bitirmek
break up v. feshetmek
break up v. gülmeye başlamak
break up v. (sinyal) düzgün iletilememek
break up v. dağılmak
break up v. kuvvetten düşmek
break up v. kahkahalara/gözyaşlarına boğulmak
break someone up v. birinden ayrılmak
break something up (into something) v. bir şeyi (küçük parçalar halinde) kırmak
break up v. kendini koyvermek/bırakmak
break up v. sesi kesik kesik gelmek
break up v. patlamak
break up v. kahkahayı patlatmak/hüngür hüngür ağlamak
break something up (into something) v. bir şeyi (küçük parçalara) ayırmak/bölmek
break someone up v. biriyle ilişkisini kesmek/bitirmek/sonlandırmak
break up v. kahkahalara/gözyaşlarına boğmak
break up v. sesi kesilmek
break up v. monotonluğunu kırmak
break (up) (into something) v. küçük parçalara ayrılmak
break up with (one) v. (birinden) ayrılmak
break (up) (into something) v. (bir şeylere) ayrılmak
break up v. ara vermek
break (up) (into something) v. kırılıp (bir şeylere) ayrılmak
break something up (into something) v. bir şeyi kırıp (küçük para) bölmek
break up with (one) v. (biriyle) ilişkisini bitirmek
break (up) (into something) v. tuzla buz olmak
break up v. sürekliliğini bozmak
break up v. buzlu veya kayalık zemine kazma vurmak
break up v. çözmek
break up v. kürlemek
break up v. akışını bozmak
Colloquial
break it up! expr. (kavga edenler için) ayrılın!
break it up! expr. kesin şunu!
break it up right now! exclam. ayrılın hemen!
break it up exclam. kavgayı kesin
break it up exclam. ayrılın
Idioms
(one's marriage) to break up v. yuvası yıkılmak
(one's marriage) to break up v. evliliği bitmek
Speaking
I don't want to break up with you expr. senden ayrılmak istemiyorum
break it up! expr. kes şunu!
I want you to break up with my sister expr. kız kardeşimden ayrılmanı istiyorum
people don't just break up with each other out of nowhere expr. insanlar durup dururken birbirlerinden ayrılmazlar
Trade/Economic
break up of cost n. kalem kalem maliyet (dökümü)
break-up value n. tasfiye değeri
break-up value n. hurda değer
break-up value n. elden çıkarma maliyeti
break-up value n. elden çıkarma değeri
break up value n. elden çıkarma değeri
Law
break up stolen vehicles for their parts v. çalıntı otoları parçalamak ve çenç yapmak
Technical
break-up n. (görüntü yorumlama) büyütme sonucu görüntülenen ögenin özelliğini kaybetmesi
break-up n. (radarla tespitte) tek bir katı dönüşün çok sayıda dönüşe ayrılması
Telecom
break up value n. tasfiye değeri
Aeronautic
break-up n. parçalama
Optics
tear film break-up time n. gözyaşı filmi kırılma zamanı
tear film break-up time n. gözyaşı tabakası kırılma süresi
Printing
break up for color v. (tipo baskı malzemesini) her parçanın farklı renkte basılabilmesi için parçalara ayırmak
Chemistry
break up v. (madde) ayrıştırmak
break up v. çözündürmek
break up v. (madde) bileşenlerine ayırmak
Agriculture
break up the ground around a tree v. boğaz açmak
Breeding
break up v. (tavukta) gurk olma durumunu beslenme değişikliği ile kontrol etmek
Environment
ice break up n. buz tıkacı
Geography
break up v. buzuldan ayrılmak
Geology
continental break-up n. kıtasal kırılma
Military
break up n. dağılma
break up n. ayrılma
Archaic
break up v. zorla girmek
Slang
break it up! expr. ayrılın!